Diş Çürüğü Nedir?
Diş çürüğü, diş yüzeyindeki sert dokunun ağızdaki bakteriler ve bu bakterilerin ürettiği asitler tarafından kademeli olarak tahrip edilmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Tıp literatüründe dental karyes olarak geçer ve dünya genelinde en yaygın görülen kronik hastalıklardan biridir. Sürecin özünde basit bir denge bozulması yatar. Ağzımızda doğal olarak yaşayan bakteriler, yediğimiz ve içtiğimiz şeker ve nişastaları parçalayarak enerji elde eder. Bu parçalanma sırasında asit açığa çıkar. Açığa çıkan asit, dişin dış yüzeyini oluşturan mine tabakasındaki mineralleri çözmeye başlar. Tükürük ve diş macunundaki flor, çözülen mineralleri yeniden yerine koymaya çalışır. Bu iki sürecin (demineralizasyon ve remineralizasyon) dengesi bozulduğunda, yani mineral kaybı kazancı geçtiğinde, çürük süreci başlar.Çürük Bir Delik Değil, Bir Süreçtir
Hastaların çoğu diş çürüğünü "dişte oluşan bir delik" olarak tanımlar. Bu doğrudur ama eksik bir tanımdır. Gözle görülen o delik, aslında aylar, bazen yıllar süren bakteriyel bir sürecin son aşamasıdır. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir; mine yüzeyindeki ilk mineral kayıpları siz farkına varmadan tespit edilebilir ve erken müdahaleyle geri döndürülebilir.Çürük Nerede Oluşur?
Diş çürüğü, ağızdaki hemen her diş yüzeyinde gelişebilir. Klinikte en sık görülen üç tip şöyle ayrılır:- Çiğneme yüzeyi çürükleri (pit ve fissür çürükleri): Arka dişlerin çiğneme yüzeyindeki girintili çıkıntılı oluklarda gelişir. Bu bölgeler fırçanın kolay ulaşamadığı, gıda artıklarının ve plağın biriktiği alanlardır.
- Ara yüz çürükleri (düz yüzey çürükleri): İki dişin birbirine temas ettiği yüzeylerde, diş ipi kullanılmadığında biriken plak nedeniyle oluşur.
- Kök çürükleri: Diş etinin çekilmesiyle açığa çıkan kök yüzeyinde görülür. Kök yüzeyinde mine tabakası bulunmadığı için bu çürükler daha hızlı ilerleyebilir ve ileri yaşlarda daha sık karşılaşılır.
Bir Enfeksiyon Hastalığı Olarak Diş Çürüğü
Güncel tıbbi yaklaşımda diş çürüğü bir bulaşıcı enfeksiyon hastalığı olarak kabul edilir. Çürük oluşumundan sorumlu başlıca bakteri Streptococcus mutans'tır. Bu bakteri anneden bebeğe öpücük, çatal-kaşık paylaşımı veya emziği yalayarak temizleme gibi yollarla geçebilir. Çocukların ağız sağlığı için bu bilgi pratikte önemlidir; bebeğin ağız florası büyük ölçüde çevresindeki yetişkinlerden şekillenir. Diş çürüğünün tedavisi büyük ölçüde hangi aşamada yakalandığına bağlıdır. Mine yüzeyindeki ilk mineral kayıpları flor ve düzenli bakımla geri döndürülebilirken, dentine ulaşmış bir çürük artık dolgu ile restore edilmesi gereken kalıcı bir dokudur. Pulpaya, yani dişin canlı sinir dokusuna ulaşan çürüklerde ise kanal tedavisi gündeme gelir.Belirtileri
Diş çürüğünün belirtileri, çürüğün hangi aşamada olduğuna göre değişir. Erken evredeki çürükler genellikle hiçbir şikâyet yaratmazken, dentine ulaşan çürüklerde hassasiyet başlar; pulpaya ulaştığında ise belirtiler dayanılmaz hale gelebilir. Bu nedenle belirti olmaması çürük olmadığı anlamına gelmez.- Diş yüzeyinde tebeşirimsi beyaz lekeler (demineralizasyon)
- Minede zamanla koyulaşan kahverengi veya siyah noktalar
- Yüzeyin pürüzsüz hissinin kaybolması
- Çoğu zaman hasta farkında değildir, muayenede tespit edilir
- Soğuk ve sıcak yiyecek/içeceklere karşı hassasiyet
- Tatlı gıdalarda kısa süreli sızlama
- Dişte gözle görülen bir oyuk veya kararma
- Diş ipi geçirildiğinde takılma hissi
- Çiğnerken rahatsızlık
- Uyaran olmadan da devam eden şiddetli ağrı
- Geceleri yatarken artan zonklayıcı ağrı
- Diş etinde şişlik veya apse oluşumu
- Dişte ileri derecede kararma
- Ağızda kötü tat veya koku
- Nadir durumlarda yüz/çenede şişlik, ateş
Diğer Belirtiler
Evrelerin dışında bazı belirtiler de diş çürüğüne işaret edebilir. Ara yüz çürüklerinde (iki dişin temas ettiği yüzeyde oluşan çürüklerde) yemek sürekli aynı noktaya sıkışıyorsa bu bir uyarı işaretidir. Diş eti çekilmesi sonucunda açığa çıkan kök yüzeyinde gelişen kök çürükleri, dişin dişeti hizasında renklenme veya pürüzlenme olarak görülebilir. Mevcut dolguların kenarlarında oluşan kaplama altı veya dolgu altı çürükler ise çoğu zaman hasta fark etmeden ilerler ve ancak rutin kontrolde tespit edilir.Belirtisiz Çürükler Neden Tehlikelidir?
Diş çürüğünün en yanıltıcı yönü, erken evrelerde hiçbir belirti vermemesidir. Mine tabakasında sinir bulunmadığı için çürük bu tabakada ilerlerken hasta hiçbir şey hissetmez. Ağrı ancak çürük dentine ulaştığında başlar; bu noktada ise basit bir flor uygulaması veya takip yerine dolgu tedavisi gerekir. Altı ayda bir yapılan rutin diş hekimi kontrolü ve ihtiyaç duyulduğunda çekilen bite-wing röntgenleri, henüz belirti vermeyen çürükleri yakalamanın en güvenilir yoludur.Nedenleri
Diş çürüğü tek bir sebeple değil, birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. Modern diş hekimliğinde çürük süreci dört temel bileşenin kesişiminde açıklanır: diş, bakteri, şeker ve zaman. Bu dört bileşenden biri eksik olduğunda çürük oluşmaz; hepsi bir araya geldiğinde ise süreç başlar.1. Plak Oluşumu ve Bakteriyel Faaliyet
Ağzımızda yüzlerce farklı bakteri türü doğal olarak yaşar. Bunların büyük çoğunluğu zararsızdır, hatta bazıları ağız florasının sağlıklı işlemesi için gereklidir. Ancak Streptococcus mutans ve Lactobacillus gibi belirli türler diş yüzeyinde kümelenerek plak adı verilen yapışkan bir biyofilm oluşturur. Bu plak, fırçalamayla uzaklaştırılmazsa sertleşerek diş taşına dönüşür. Diş taşının altı, bakteriler için korunaklı bir yaşam alanıdır ve buradan uzaklaştırılmaları evde yapılan bakımla artık mümkün değildir.2. Şeker ve Nişasta Tüketimi
Ağızdaki bakteriler enerji için yediğimiz karbonhidratları, özellikle şekerleri kullanır. Bakteriler şekeri parçalarken yan ürün olarak asit üretir. Bu asit ağız pH'ını düşürür ve mine yüzeyindeki mineralleri çözmeye başlar. Kritik eşik pH 5.5'in altıdır; bu değerin altına inildiğinde demineralizasyon başlar. Dikkat edilmesi gereken nokta, şekerin miktarından çok sıklığı ve ağızda kalma süresidir. Gün içinde sık aralıklarla atıştırmak veya şekerli içecekleri yudum yudum içmek, ağzın sürekli asidik kalmasına yol açar. Oysa aynı miktar şekeri tek seferde tüketip sonra ağzı çalkalamak, tükürüğün pH'ı dengelemesine zaman tanır.3. Ağız Bakımının Yetersizliği
Doğru fırçalama ve diş ipi kullanımı plağı mekanik olarak uzaklaştırır. Günde iki kez, florlu diş macunuyla iki dakika süreyle fırçalama ve ara yüzlerin diş ipiyle temizlenmesi, plağın sertleşip diş taşına dönüşmesini engeller. Ara yüz temizliği özellikle önemlidir çünkü fırça iki dişin temas ettiği yüzeye ulaşamaz ve bu bölge ara yüz çürüklerinin en sık oluştuğu yerdir.4. Tükürük Akışının Azalması
Tükürük, çürük oluşumuna karşı doğal savunma sistemimizdir. Üç temel işlevi vardır: ağızdaki yiyecek artıklarını yıkayarak uzaklaştırır, asidi nötralize eder ve mineyi yeniden mineralize etmek için gerekli kalsiyum ve fosfatı sağlar. Tükürük akışı azaldığında bu koruma zayıflar ve çürük riski belirgin şekilde artar. Ağız kuruluğu pek çok nedenden kaynaklanabilir: bazı antidepresanlar, antihistaminikler, tansiyon ilaçları ve idrar söktürücüler tükürük salgısını azaltır. Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklar, baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi, diyabet ve dehidrasyon da tükürük akışını doğrudan etkiler.5. Florun Yetersiz Alımı
Flor, mineyi asidik saldırılara karşı daha dirençli hale getirir ve erken evredeki mineral kayıplarını geri döndürebilir. Florlu diş macunu, bazı bölgelerde florlanmış içme suyu ve profesyonel flor uygulamaları çürüğe karşı koruyucu etki sağlar. Yalnızca florsuz şişe suyu tüketen, florlu macun kullanmayan veya flor kaynaklarından yararlanmayan bireylerde çürük riski artar. Flor uygulaması özellikle çocuklarda ve yüksek çürük riski taşıyan yetişkinlerde koruyucu bir yöntemdir.Risk Faktörleri
Yukarıdaki beş ana nedene ek olarak bazı faktörler çürük riskini artırır:Evreleri
Diş çürüğü ani gelişen bir durum değildir. Mine yüzeyindeki ilk mineral kaybından dişin tamamen kaybedilmesine kadar giden süreç, aylar hatta yıllar alabilir. Bu sürecin her aşamasında belirtiler, röntgen bulguları ve uygulanacak tedavi değişir. Aşağıda çürüğün klinik olarak tanımlanan beş aşamasını, her birinin karakteristik bulgularıyla birlikte özetledik.Evre Geçişleri Ne Kadar Sürer?
Çürüğün bir evreden diğerine geçiş süresi kişiye, ağız bakımına, beslenmeye ve dişin konumuna göre büyük değişkenlik gösterir. Genel bir çerçeve vermek gerekirse, mine çürüğünün dentine ulaşması uygun koşullarda 6 ay ile birkaç yıl arasında sürebilir. Ancak tükürük akışı düşük olan, sık şekerli tüketim yapan veya ağız bakımı yetersiz bireylerde bu süre aylarla ölçülebilir. Çocuklarda süt dişlerinin mine tabakası daha ince olduğu için çürük daha hızlı ilerler; bu nedenle çocuklarda çürük tedavisi daha sık kontrol gerektirir.Kaplama ve Dolgu Altı Çürükler
Mevcut bir restorasyonun (dolgu veya kaplamanın) kenarlarından başlayan çürükler klinikte ayrı bir başlıktır. Bu çürükler genellikle restorasyonun sızıntı yapmaya başlamasıyla oluşur ve kenardan içeri doğru ilerler. İlk belirtisi çoğu zaman yoktur; restorasyonun altında pulpaya ulaşana kadar sessiz kalabilirler. Bu yüzden eski dolgu ve kaplamaların periyodik olarak röntgenle kontrol edilmesi önemlidir. Zirkonyum kaplama veya porselen kaplama yaptırmış hastaların rutin kontrollerinde bu değerlendirme yapılır.Tanı Yöntemleri
Diş çürüğünün doğru aşamada yakalanması, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür. Erken evrede fark edilen bir çürük flor uygulamasıyla geri döndürülebilirken, aynı çürük gözden kaçırıldığında birkaç ay içinde dolgu ya da kanal tedavisi gerektiren bir hale gelebilir. Bu nedenle modern diş hekimliğinde tanı, tek bir yönteme değil birden fazla yöntemin birlikte değerlendirilmesine dayanır.Klinik Muayene
Tanının ilk adımı, hekimin hastanın ağzını detaylı bir şekilde incelemesidir. Klinik muayenede hekim dişleri ayna ve aydınlatma altında kontrol eder, yüzeydeki renk değişikliklerini, şekil bozukluklarını ve oyukları değerlendirir. Şüpheli bölgelerde sond denilen ince bir metal aletle yüzeyin pürüzlülüğü kontrol edilir. Ancak güncel diş hekimliği yaklaşımında sondun özellikle erken evre çürüklere fazla basınçla uygulanması önerilmez; çünkü bu, mineral kaybı yaşayan ancak henüz çökmemiş mine yüzeyinde kalıcı hasara yol açabilir. Klinik muayene tek başına yeterli bir tanı aracı değildir. Özellikle ara yüz çürükleri, mevcut dolguların altındaki çürükler ve kök çürükleri doğrudan görüşle tespit edilemez. Bu nedenle muayene mutlaka görüntüleme yöntemleriyle desteklenir.Röntgen (Radyografi)
Röntgen, diş çürüğü tanısında klinik muayeneyi tamamlayan en temel yöntemdir. Mine ve dentin farklı yoğunlukta X-ışını geçirdiği için çürümüş alanlar röntgende daha koyu görünür. Diş hekimliğinde çürük tespiti için üç farklı röntgen tekniği kullanılır:- Ara yüz çürükleri
- Dolgu altı gizli çürükler
- Başlangıç evresindeki dentin çürükleri
- İleri evre (dentin/pulpa) çürükleri
- Şüpheli kök ucu lezyonları
- Kanal tedavisi planlaması
- Genel ağız taraması
- Gömülü diş çürüklerinin tespiti
- Kapsamlı tedavi planlaması
Lazer Floresans (DIAGNOdent)
Lazer floresans cihazı, diş yüzeyine düşük yoğunluklu bir lazer ışını göndererek çürümüş dokunun yaydığı floresan sinyalini ölçer. Sağlıklı mine ile çürümüş dentin farklı değerler verir ve bu fark dijital olarak hekime bildirilir. Özellikle çiğneme yüzeyindeki fissür çürüklerinde, gözle ve röntgenle tespit edilmesi zor olan başlangıç evresi çürükleri ortaya çıkarmada faydalıdır. Radyasyon içermediği için tekrarlayan kontrollerde rahatlıkla kullanılabilir.Transillüminasyon
Transillüminasyonda güçlü bir ışık kaynağı dişin arkasından tutulur ve ışığın diş içinden geçişi gözlemlenir. Sağlıklı mine ışığı homojen şekilde geçirirken, çürümüş alanlar koyu gölgeler oluşturur. Özellikle ön dişlerdeki ara yüz çürüklerini erken evrede tespit etmek için kullanılan basit ve non-invaziv bir yöntemdir. Son yıllarda yakın kızılötesi transillüminasyon (NIR) teknolojisi, bazı intraoral tarayıcılarda entegre olarak sunulmaktadır.İntraoral Kamera
İntraoral kamera, dişlerin yüzeyini yüksek büyütmede ekrana yansıtan küçük bir kamera sistemidir. Hekim muayenede gözle fark edemediği yüzeydeki ince çatlakları, erken renk değişikliklerini ve mevcut restorasyonların kenar uyumsuzluklarını büyütülmüş olarak görebilir. Aynı zamanda hastaya dişinin durumunu doğrudan gösterme olanağı sağladığı için tedavi kararına hasta katılımını artırır.İlave Testler
Bazı vakalarda çürüğün pulpaya etkisini değerlendirmek için ek testler yapılabilir:- Vitalite testi: Soğuk veya elektrikli uyaran kullanılarak pulpanın canlılığı değerlendirilir. Pulpa iltihabı ile nekroz arasındaki ayrımı yapmaya yardımcı olur.
- Perküsyon testi: Diş üzerine hafif vuruşlarla kök ucundaki enfeksiyon değerlendirilir. Ağrılı yanıt kök ucu apsesine işaret edebilir.
- Palpasyon: Diş eti ve çevre doku elle muayene edilir, apse kaynaklı şişlik veya hassasiyet araştırılır.
Çürük Risk Değerlendirmesi
Modern diş hekimliğinde yalnızca mevcut çürükleri tespit etmek değil, ileride hangi hastaların çürük geliştirme riski taşıdığını belirlemek de önemlidir. Amerikan Diş Hekimleri Birliği (ADA) ve benzeri kuruluşlar CAMBRA (Caries Management by Risk Assessment) gibi sistematik risk değerlendirme protokolleri geliştirmiştir. Bu değerlendirmede hastanın beslenme alışkanlıkları, tükürük akışı, geçmiş çürük sayısı, mevcut ağız bakım alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve sistemik hastalıkları sorgulanır. Risk düzeyine göre koruyucu tedavi planı (flor uygulaması, fissür örtücü, diyet danışmanlığı) bireyselleştirilir.Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Diş çürüğü tedavi edilmediğinde kendiliğinden iyileşmez, tam tersine zamanla ilerler. Erken evrede fark edilip müdahale edilen bir çürük basit bir dolguyla çözülebilirken, aynı çürük ihmal edildiğinde dişin kaybına, çevre dokulara yayılan enfeksiyona ve hatta sistemik sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Aşağıda diş çürüğü tedavi edilmediğinde karşılaşılabilecek başlıca sorunları derledik.Dişe Yönelik Sonuçlar
Çevre Dokulara Yayılan Sorunlar
Çürük pulpayı aşıp kök ucundan dışarı çıktığında enfeksiyon artık sadece dişte değil, çene kemiği ve çevre yumuşak dokularda ilerler. Bu aşamada ortaya çıkan sorunlar klinik olarak çok daha ciddidir.- Periapikal apse: Kök ucunda iltihap birikir ve kemik içinde bir boşluk oluşturur. Hasta basınçlı ağrı, şişlik ve ateş tariflerinden bahseder.
- Fistül (sinüs yolu): Apsenin iltihabı diş etinden dışarı boşaltmak için kendiliğinden oluşturduğu bir kanaldır. Diş etinde küçük bir kabarcık görüntüsü verir, bazen içeriği boşaldığında hasta geçici bir rahatlama hissedebilir, ancak enfeksiyon devam eder.
- Selülit: Enfeksiyon kemikten yumuşak dokulara yayıldığında yüzde, çenede veya boyunda hızla büyüyen şişlik gelişir. Bu durum acil değerlendirme gerektirir.
- Kist oluşumu: Kök ucundaki kronik enfeksiyon zamanla kistik bir yapıya dönüşebilir. Bu kistler röntgende yuvarlak şeffaf alanlar olarak görünür ve genellikle apikal cerrahi ile birlikte tedavi edilir.
- Osteomyelit: Enfeksiyonun çene kemiğine yayılması nadir ancak ciddi bir sorundur. Uzun süreli antibiyotik tedavisi ve bazen cerrahi müdahale gerekir.
Sistemik Sağlık Üzerindeki Etkiler
Ağız sağlığı genel sağlıktan bağımsız değildir. Tedavi edilmeyen ileri evre diş çürükleri, sistemik hastalıklarla iki yönlü bir ilişki içindedir.- Kardiyovasküler hastalık ilişkisi: Ağızdaki kronik enfeksiyon odakları, sistemik inflamasyon yükünü artırabilir. Literatürde ağız sağlığı ile kalp hastalıkları arasında ilişki gösteren çalışmalar bulunmaktadır, ancak nedensellik tartışmalıdır.
- Diyabet kontrolü: Kronik ağız enfeksiyonları kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir. Diyabetli hastalarda ağız sağlığı takibi, glisemik kontrolün parçası olarak kabul edilir.
- Gebelik dönemi: Gebelikte tedavi edilmemiş ağız enfeksiyonlarının erken doğum ve düşük doğum ağırlığı ile ilişkisi üzerine çalışmalar mevcuttur. Bu nedenle gebelik öncesi ve süresince diş hekimi kontrolleri önerilir.
- Beslenme ve yaşam kalitesi: Ağrılı dişler çiğneme fonksiyonunu bozar, kişi belirli yiyeceklerden kaçınır. Bu durum özellikle yaşlı bireylerde ve çocuklarda beslenme yetersizliğine, kilo kaybına ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açabilir.
Çocuklarda Özel Riskler
Çocuklarda süt dişlerinin çürüklerini "nasılsa düşecek" diyerek ihmal etmek yaygın bir yanılgıdır. Süt dişleri çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi ve daimi dişler için yer tutma işlevi açısından kritiktir. İleri evre çürükler bu işlevleri bozar.- Erken kaybedilen süt dişleri daimi dişlerin yanlış bölgeden sürmesine ve ileride ortodontik tedavi ihtiyacına yol açar
- Süt dişinde pulpaya ulaşan enfeksiyon, altındaki daimi diş germini etkileyebilir
- Ağrı ve enfeksiyon çocuğun uyku, beslenme ve okul performansını olumsuz etkiler
- Tedavi edilmemiş çürükler pedodonti uzmanı tarafından uygun yöntemlerle (dolgu, amputasyon, paslanmaz çelik kron veya çekim) yönetilmelidir
Korunma Yolları
Diş çürüğü, önlenebilir bir hastalıktır. Mevcut bilimsel veriler ışığında doğru alışkanlıklar, düzenli kontroller ve bireysel risk değerlendirmesi bir araya geldiğinde çürük oluşumu belirgin şekilde azaltılabilir. Korunma yaklaşımı üç temel ayak üzerine kurulur: günlük ağız bakımı, beslenme düzeni ve profesyonel koruyucu uygulamalar.Günlük Ağız Bakımı
Çürükten korunmanın en temel yolu, plağın diş yüzeyinde birikmesini önlemektir. Bu, günlük bakımın doğru ve düzenli yapılmasıyla sağlanır.Beslenme Düzeni
Çürüğün oluşumunda şekerin miktarından çok tüketim sıklığı belirleyicidir. Ağızdaki bakteriler her şeker alımında 20-40 dakika süreyle asit üretir; bu süre zarfında mine yüzeyi asidik ortamda kalır. Gün boyu atıştırmak, az miktarda şekeri bile tükettiğinizde ağzın sürekli asidik kalmasına yol açar.- Şekerli gıdaları ana öğünlerle birlikte tüketin — ana öğün sırasında tükürük akışı arttığı için asit daha hızlı nötralize edilir
- Atıştırmayı sınırlandırın — öğün aralarında su veya şekersiz içecekleri tercih edin
- Yapışkan ve uzun süre ağızda kalan gıdalardan kaçının — karamel, jöle şekerler, muhallebi, kurutulmuş meyveler dişe yapışarak bakteri için uzun süreli besin kaynağı oluşturur
- Asitli içecekleri dikkatli tüketin — gazlı içecekler, limon sulu sular ve bazı meyve suları mineyi doğrudan aşındırır. Pipetle içmek dişle teması azaltır
- Yemekten sonra ağzı çalkalayın — fırçalamak için bir saat beklenmesi önerilir, çünkü asidik yumuşama döneminde fırçalamak mine aşınmasına katkıda bulunabilir
- Tükürük salgısını destekleyin — şekersiz sakız (özellikle ksilitol içeren) çiğnemek yemek sonrası tükürük akışını artırır ve asidi nötralize eder
Profesyonel Koruyucu Uygulamalar
Evde yapılan bakıma ek olarak, diş hekiminin klinikte uyguladığı koruyucu işlemler çürük riskini belirgin şekilde azaltır.- Düzenli kontrol ve temizlik: Altı ayda bir yapılan rutin muayene, henüz belirti vermeyen çürükleri yakalamanın en güvenilir yoludur. Aynı seansta yapılan profesyonel diş temizliği, evde uzaklaştırılamayan diş taşını temizler.
- Flor uygulaması: Klinikte uygulanan yoğun florlu vernik veya jel, mine yüzeyindeki direnci haftalarca sürebilen bir koruma tabakasına dönüştürür. Flor uygulaması özellikle çocuklarda ve yüksek risk taşıyan yetişkinlerde tercih edilir.
- Fissür örtücü: Arka dişlerin çiğneme yüzeyindeki derin olukları (fissürleri) kapatan ince bir reçine tabakasıdır. Bu oluklar fırçanın ulaşamadığı, plağın biriktiği bölgelerdir. Fissür örtücü özellikle çocukların yeni süren daimi azı dişlerinde standart bir koruyucu uygulamadır.
- Risk değerlendirmesi ve kişiselleştirilmiş plan: Bazı bireylerin genel bakıma rağmen tekrarlayan çürükleri olabilir. Bu durumda beslenme, tükürük akışı, sistemik hastalık ve ilaç kullanımı dikkate alınarak bireysel bir koruma planı kurulur.
Risk Gruplarına Özel Öneriler
Bazı durumlar çürük riskini standart popülasyona göre yükseltir. Aşağıdaki gruplar için ek önlemler önerilir.Sık Sorulan Sorular
Diş çürüğü kendiliğinden iyileşir mi?
Diş çürüğü bulaşıcı mıdır?
Çürük dişimi çekip implant yaptırmak mı, kanal tedavisi yaptırmak mı daha iyidir?
Diş çürüğü ağrı yapmıyorsa tedavi ettirmeme gerek var mı?
Dolgu yaptırdığım dişe tekrar çürük olur mu?
Şeker yemezsem diş çürüğü olmaz mı?
Çocuğumun süt dişi çürüdü, nasılsa düşecek, tedavi şart mı?
Ne sıklıkla diş hekimi kontrolüne gitmeliyim?
İçerik Bilgileri
Bu sayfa Dore Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmış ve Uzm. Dt. Merve Özkan Akagündüz tarafından tıbbi olarak incelenmiştir.