Diş Hekimleri Neden Kendi Çocuklarına Sakız Çiğnetmiyor?

Konu şu, diş hekimleri sakız konusunu uzun süredir sıradan bir gıda olarak görmüyor. Sakızın içinde ne olduğuna, çocuğun ağzında nasıl davrandığına, çenelere ne yaptığına, hatta zihinsel etkilerine kadar bütün bir tablo var. Bu tablonun toplamına baktığımızda, kendi çocuklarımıza sakız çiğnetmek konusunda çok daha temkinli oluyoruz.

Diş Hekimleri Neden Kendi Çocuklarına Sakız Çiğnetmiyor?

Diş hekimi çocuklarının ortak bir hikayesi var. Eve bir poşet markette alınmış bir şey geldiğinde, anne ya da baba poşetin içeriğini gözden geçirir, içinden sakız çıkarsa kenara koyar. "Bu sakızı ne zaman yiyebilirim?" diye soran çocuğa verilen cevap genelde "şu paketin etiketine bakalım önce" olur. Hekim ailelerinde bu küçük ritüel öyle yerleşmiş ki, çocuklar büyüdüklerinde bunu doğal bir şey sanıyor. Halbuki çoğu evde sakız bir abur cubur sayılmıyor bile, ekstradan masum bir alışkanlık gibi duruyor.

Konu şu, diş hekimleri sakız konusunu uzun süredir sıradan bir gıda olarak görmüyor. Sakızın içinde ne olduğuna, çocuğun ağzında nasıl davrandığına, çenelere ne yaptığına, hatta zihinsel etkilerine kadar bütün bir tablo var. Bu tablonun toplamına baktığımızda, kendi çocuklarımıza sakız çiğnetmek konusunda çok daha temkinli oluyoruz.

Şekerli Sakız: En Kötü Senaryo

Önce işin en bariz tarafından başlayayım. Marketlerde balon sakızı diye satılan, parlak renkli, çocukların paketini görür görmez fırladığı sakızların çoğu basit şeker yığını. Sakaroz, glikoz şurubu, mısır şurubu gibi şekerler ana içerik. Yani çocuğun ağzına bir parça aldığı an, ağız bakterileri büyük bir ziyafete oturuyor.

Üstelik sakızın diğer şekerli gıdalardan bir farkı var. Çikolata yiyen çocuk birkaç dakika içinde işini bitiriyor, ağzından gıda ayrılıyor, sonra tükürük devreye girip ortamı temizliyor. Sakız öyle değil. Çocuk 30 dakika, bazen bir saat boyunca ağzında tutuyor. Tüm bu süre boyunca dişlerin üzeri şekerli bir tabakayla kaplı kalıyor. Bakteriler asit üretmeye devam ediyor. Mine eriyor, plak oluşuyor.

Bu sakızlar pratikte yavaş yavaş çiğnenen şeker bombaları gibi çalışıyor. Çocuklarda diş çürüğü tablosunun arkasında çocuğun günde içtiği iki bardak şekerli süt ya da yediği bir paket bisküvi olabileceği gibi, ısrarla çiğnediği üç-dört şekerli sakız da olabilir. Hatta bazı vakalarda ana sebep budur.

"Şekersiz Sakız Zararsız" Yanılgısı

Burada bir adım daha atalım. Ailelerin çoğu artık "şekersiz sakız" tercih ediyor. Çocuk istiyorsa şekersiz olanı veriyorlar, çürüğe iyi geldiğini bile düşünüyorlar. Bu kısmen doğru ama tamamen değil.

Şekersiz sakızlarda şeker yerine ksilitol, sorbitol, mannitol gibi şeker alkolleri kullanılıyor. Ksilitol gerçekten ilginç bir madde. Çürük yapıcı bakteriler bu maddeyi metabolize edemiyor, dolayısıyla asit üretemiyor. Bazı bilimsel çalışmalarda ksilitol içeren sakızların düzenli kullanımı çürük riskini azaltabiliyor. Buraya kadar her şey güzel.

Ama mesele şu. Birincisi, piyasadaki "şekersiz" yazan sakızların çok azı yeterli oranda ksilitol içeriyor. Çoğunluğu sorbitol bazlı, ki sorbitolün koruyucu etkisi ksilitole göre çok daha sınırlı. İkincisi, şeker alkolleri çocuklarda bağırsak sorunlarına yol açabiliyor. Günde iki-üç şekersiz sakız çiğneyen çocuklarda ishal, gaz, karın ağrısı şikayetleri başlıyor. Bu durum özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha belirgin. Üçüncüsü, sakızın asıl tehlikesi sadece şekerden gelmiyor.

Çene Eklemine Ne Olur?

İşte hekimlerin asıl tedirgin olduğu konu burası. Çiğneme hareketinin kendisi.

Sakız çiğnemek tek yönlü, sürekli ve dengesiz bir kas hareketidir. Yemek yerken çene farklı yönlere hareket eder, çiğneme kasları belli aralıklarla dinlenir. Sakız çiğnerken ise aynı kas, aynı şekilde, dakikalarca, hatta saatlerce çalışıyor. Çocuğun çene eklemi ve çiğneme kasları gelişim aşamasındayken bu tek yönlü baskı sorun yaratabiliyor.

Sakız çiğneme alışkanlığı yoğun olan çocuklarda ve gençlerde temporomandibular eklem (TME) rahatsızlıkları daha sık görülüyor. Çene eklemi sesleri, çene açma kapama sırasında takılma, sabahları çene ağrısı. Bu şikayetler ergenlik döneminde başlayıp yıllarca süren bir tablonun başlangıcı olabiliyor. Üstelik TME bozuklukları sadece çenede kalmıyor, baş ağrısı, kulak ağrısı, hatta boyun gerginliği şeklinde de kendini gösteriyor.

Erişkin sakız bağımlılarında ise masseter kası dediğimiz çiğneme kası belirgin şekilde büyüyor. Bu kas büyümesi yüz alt kısmının kare ve gergin görünmesine sebep oluyor. Estetik şikayetle gelip botoks uygulaması yaptırmak isteyen hastaların önemli bir kısmında detaylı sorgulamada günde saatlerce sakız çiğneme alışkanlığı çıkıyor karşımıza.

Bruksizm ile İlişkisi

Bir adım daha. Sakız çiğneme alışkanlığı yoğun olan çocuklarda diş gıcırdatma (bruksizm) sıklığı da yüksek. Mekanizma şu, çene kasları sürekli çalışmaya alışıyor, dinlenme moduna geçmekte zorlanıyor. Gece uykusunda bu kaslar gevşemek yerine kasılmaya devam ediyor. Sonuçta çocuk uykusunda dişlerini sıkıyor ya da gıcırdatıyor.

Bruksizm dişlerin aşınmasına, kırılmasına, çene ekleminde sorunlara yol açıyor. Çocuğun sabahları çene ağrısı şikayetleriyle uyanması, kahvaltıda çenesi tutuluyor demesi bazen sakız alışkanlığının habercisi oluyor. Bu noktada bazen diş aşınması tablosu da gözleniyor. Aşınma ileri seviyeye geldiğinde sadece koruyucu önlemler değil, dolgu ya da bonding gibi restoratif yaklaşımlar gerekiyor.

Açık Kapanış ve Sakız

Daha az bilinen bir konu. Süt dişi döneminde sakızı sürekli ön dişlerle çiğneme alışkanlığı olan çocuklarda, ön dişlerin kapanmasını etkileyen tablolara rastlıyoruz. Ön dişler birbirine değemiyor, aralarında bir boşluk kalıyor. Buna açık kapanış deniyor. Sakız tek başına bu tabloyu yaratmaz tabii, parmak emme, dil itme alışkanlığı, ağız solunumu gibi başka faktörlerle birleştiğinde sorun büyüyor.

Ortodonti uzmanı Uzm. Dt. Merve Özkan Akagündüz küçük yaşta gelen çocuklarda kapanış değerlendirmesi yaparken çiğneme alışkanlıklarını da sorguluyor. Sakız çiğneme sıklığı, çiğneme tarafı, hangi dişleri kullandığı gibi sorular tedavi planında önemli bilgi veriyor. Açık kapanış tablosunda bu alışkanlıkların düzenlenmesi tedavinin önemli bir parçası oluyor.

Dolguların Düşmanı

Bir başka pratik mesele. Sakız çiğneme alışkanlığı olan çocuklarda diş dolgusu ömrü kısalıyor. Çünkü çiğneme yüzeyindeki dolgu sürekli olarak yapışkan bir maddeye temas ediyor. Yapışkan sakız dolgunun kenarındaki minik kanallara giriyor, zamanla dolguyu yerinden çıkarabiliyor.

Aynı durum kronlar ve özellikle ortodontik braketler için de geçerli. Diş teli takılı olan çocukların sakız çiğnemesi kesinlikle yasak. Sakız brakete yapışıp braketin kopmasına, telin bükülmesine sebep oluyor. Diş teli kullanım rehberi sayfasında bu kuralları ailelere defalarca anlatıyoruz ama gözden kaçırılan bir madde. Çocuk arkadaşının yanında sakız çiğnemeyi reddedemiyor, sonra braket kopmuş halde muayeneye geliyor.

Tek Tarafla Çiğneyen Çocuk

Çoğu çocuk sakızı tek tarafta çiğniyor. Sağ azı dişleriyle, ya da sol azı dişleriyle. Karşı taraf neredeyse hiç çalışmıyor. Bu uzun vadede çene kaslarında asimetri yaratıyor. Sürekli çiğnenen taraf gelişiyor, diğer taraf gerideki kalıyor. Erişkinlik döneminde yüz simetrisi belirgin şekilde bozulabiliyor.

Hekim olarak bunu erişkin hastalarda da sık görüyorum. Estetik şikayetle gelen birinin yüz iskelet yapısı tam simetrik değil. Sebebini sorduğumda çocukluktan beri tek tarafta çiğneme alışkanlığı çıkıyor. Sakız bu alışkanlığın en yaygın sebebi. Çünkü yemek yerken karşı taraf da çalışıyor istemeden, ama sakızda çocuk bilinçli olarak bir tarafta tutuyor.

"Çene Gelişimi İçin İyi" Mitinin Karşısında

Eski kuşaktan bir tavsiye duyarsınız. "Çocuğun çenesi gelişsin diye sakız çiğnetin." Bu fikir tamamen yanlış değil ama bağlamından koparılmış. Çocuğun çenesi gelişmesi için çiğneme egzersizine ihtiyaç var, doğru. Ama bu egzersiz sakızdan değil, sert ve lifli gıdalardan gelmeli. Elma yeme, havuç çiğneme, kuruyemiş kırma. Bunlar hem mekanik egzersiz yaptırıyor hem de besleyici. Sakız çiğneme bunun yerini tutamaz, çünkü tek yönlü ve yapay bir hareket.

Eski kuşağın "çocuk evdeki köfteyi çiğnesin, sakıza ne gerek" yaklaşımı aslında çok yerinde. Modern dönemde gıdalar yumuşatıldığı için (ekmek beyazlaştı, etler kıyma haline getirildi, sebzeler pişirildi) çocukların doğal çiğneme egzersizi azaldı. Bunun karşılığında sakız tek seçenek değil, sert sebze ve meyveler çok daha doğru bir yol.

Olumlu Tarafları Yok mu?

Var, ama dar bir alanda. Ksilitol içeren, doğru oranda formüle edilmiş sakızlar yemek sonrası kısa süreli (5-10 dakika) çiğnendiğinde tükürük üretimini artırıyor, ağız florasını destekliyor, asit nötralizasyonunu hızlandırıyor. Bu spesifik kullanım klinik literatürde yer alıyor. Yani yemekten sonra dişleri fırçalayamayacağınız bir durumda, yeterli ksilitol içeren bir sakızı kısa süre çiğnemek ağız sağlığı için olumlu olabilir.

Ama bu istisna, kural değil. Çocuğun günde üç-dört saat sakız çiğnemesi, sokakta arkadaşlarıyla sürekli sakız üzerinden bir alışveriş ilişkisi kurması, evde sürekli kovayla sakız bulunması, hiçbir koşulda sağlıklı bir alışkanlık değil. Bu sebeple hekim ailelerinde sakız özel durumlar için ayrılmış, kontrollü kullanılan bir şey haline geliyor.

Çocuğa Nasıl Anlatmalı?

Çocuğa "sakız çiğneme" demek yetmiyor, çünkü o sosyal bir ürün. Arkadaşları çiğniyor, reklamlarda görüyor, kuyrukta beklerken kasalarda satılıyor. Pratik öneri şu. Eve sakız almamak en kolay yol. Olmadığında sorun çıkmıyor. Çocuğa neden çiğnetmediğinizi de mantıklı şekilde anlatmak gerekiyor. "Diş eti kanaması yapar, çenen bozulur" gibi anlamsız korkutmalar yerine, "sakız ağzında 30 dakika kaldığında dişlerinin üzerinde bir tabaka kalıyor, biz buna izin vermek istemiyoruz" şeklinde açıklamak daha etkili oluyor.

Bazı aileler "haftada bir gün izin verme" yöntemini benimsiyor. Cumartesi günü, yemekten sonra, kısa bir süre. Bu yaklaşım hem çocuğun sosyal hayatını çok kısıtlamıyor hem de günlük alışkanlık olmasını önlüyor. Pedodonti uzmanımız Dr. Dt. Ceyda Pınar Tanrıverdi bu tarz çözümleri ailelere sıklıkla öneriyor. Yasaklamak değil, sınırlamak.

Erişkinler İçin de Geçerli

Bu konuyu sadece çocuklar üzerinden konuştuk ama erişkinler için de aynı tablo geçerli. Çene ekleminde ağrı, sabahları yüzünde gerginlik, masseter kasında büyüme, baş ağrısı şikayeti olan erişkinlere sakız alışkanlığını sorduğumda çoğunda günde saatlerce sakız çiğneme tablosu çıkıyor. Bu hastalarda çene ağrısı şikayetlerinin önemli bir kısmı sakız alışkanlığının azaltılmasıyla geriliyor. Hatta bazen başka tedaviye gerek kalmadan, sadece sakızı bırakmak çene şikayetlerini bitirmeye yetiyor.

Stres atmak için sakız çiğneyenler, sigara bırakırken sakıza yönelenler, ofiste sürekli sakız kovasından alanlar. Bunların hepsi yıllar içinde benzer şikayetlerle karşımıza geliyor. Çözüm sakızı sigara gibi bir bağımlılık olarak değerlendirip yavaş yavaş bırakmak.

Bir Hekim Olarak Tavsiye

Kapatırken şunu söyleyeyim. Sakız, gıda piramidinde olması gereken bir şey değil. Sosyal bir alışkanlık, çocukluğun bir parçası gibi yerleştirilmiş ama tıbbi gerekliliği olmayan bir ürün. Kendi çocuğumuza sakız vermiyor olmamız bizi paranoyak yapmıyor, bilakis ağzı bir bütün sistem olarak görmemizden geliyor. Diş, çene, kas, eklem, hepsinin etkileşimi düşünüldüğünde sakız bu sistemin doğal bir parçası değil.

Bir sonraki ailecek alışverişte poşeti boşaltırken sakız paketini bir kenara koyup düşünün. Çocuğunuz için gerçek bir ihtiyaç mı, yoksa "diğer çocuklar yiyor" baskısının sonucu mu? Bu sorunun cevabı çoğu zaman ikincisi oluyor. Ve sosyal baskıyı evde başlatmamak, bütün ailenin sağlık alışkanlıklarını şekillendiren küçük ama önemli bir karar. Çocuk diş hekimliği pratiğinde gördüğümüz pek çok soruna, alışkanlık değişiklikleriyle başlangıçta müdahale edilebiliyor. Sakız, bu listenin en başında geliyor.

Bu içerik, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kesinlikle hekim muayenesinin ve kişisel değerlendirmenin yerini tutmaz.

Sorularınız mı var?

Doredent uzmanlarına ulaşın. Online randevu oluşturun veya WhatsApp'tan yazın.

Doredent
Fehime· Hasta Koordinatörü
Genellikle birkaç dakika içinde yanıt verir
Fehime · Hasta Koordinatörü
Merhaba! 👋
Doredent'e hoş geldiniz.

Tedavi fiyatlarımız hakkında bilgi almak için hemen yazın!
Doredent WhatsApp İletişim